
idea worker - fikir işçisi
ALINGANLIK, ELEŞTİRİ ve KENDİNLE DALGA GEÇEBİLMEK
06.05.2020 23:39"İç denetim gereksiz bir faaliyettir." ve "Mustafa Büyükdereli gereksiz bir iç denetçidir." cümleleri aynı cümleler değil.
İlk cümleyi söyleyen kişiye tebessüm ederim. Bu benim olgunluğumu gösterir. Tebessüm bu düşünceyi kabul ettiğimi göstermez, ama savunmaya geçerek, vakit kaybı yapmam ve başım boş yere ağrımamış olur. "İç denetim kurum için zaman ve para kaybıdır." diyen icrai yöneticilere rastlamadım mı? Rastladım ve tebessümle dinledim.
İkinci cümleyi söyleyen kişiye uygun bir şekilde haddini bildiririm. Bu benim kişiliğimin yansımasıdır.
Bireylere takılmadan, bazı meslekleri eleştirdiğimizde, alınma ve öfke ve bazen hakaret ifadeleri hemen açığa çıkıyor.
Elbette her insan mesleğine aşıktır ve mesleğini dünyanın merkezine koyar! Bu cümle biraz iğneleyici oldu, farkındayım. Fakat birçok insan böyle düşünüyor. Eleştiri bu düşüncelere saldırı olarak kabul ediliyor. Kaba ve kişisel olmayan her eleştiri dünyanın bir gerçeği olarak kabul edilmelidir.
Şu iki örneği de özellikle belirteyim:
1- "Saçmalıyorsun" ifadesi kabalıktır ve kişiliğe saldırıdır. Eleştiri bu şekilde olmaz. En saçma düşünce bile böyle çürütülemez.
2- Çok saçma olduğunu düşündüğümüz bir ifadeye verdiğimiz yanıt bile nezaket içermelidir. Şu şekil de olabilir: "Fikriniz için teşekkür ederim. Bu düşünceye maalesef katılmıyorum...". Bu şekilde bir yanıt karşıdaki insanın gururuna dokunmaz.
Gereksiz alınganlıktan kurtulmak, makul eleştirileri göğüslemek ve bunların ötesinde de kendinle dalga geçebilmek... İşte, insana güç katan ve mutsuzluğu azaltan üç etken... Kendinle dalga geçebilmek konusu zor bir konu. Zihinsel ve sosyal engellerimiz var. Küçüklüğümüzden itibaren, sırtımıza yüklenenlerin haddi hesabı yok. Ağlamamız, gülmemiz, haykırmamız hep yasak. Erkek adam ağlamaz bizde, kahkaha atmak uğursuzluk getirir, yemek yerken konuşulmaz, büyüklere hiç itiraz edilmez... Öyle yükler var ki üzerimizde... Gece yatarken onları bir kenara bıraksak, emin olun ki kilomuzun yarısı gider!
Kendinle dalga geçebilmek konusuna biraz daha değinmek istiyorum. Kendinle dalga geçebilmek aslında kişinin kendine güvenini gösterir. Elbette dengeyi koruyabilmek ve başka insanların dalga geçmesine izin vermeyecek zihinsel duruşu sergileyebilmek önemli. Millet olarak cıvımaya müsaitiz. Kendimizle şeker tadında dalga geçtiğimizde, anında ensemize iki tane vurmaya çalışan insanlar olacaktır. Ama kendimizle dalga geçmeyi zeka ile birleştirirsek, emin olalım ki bizimle dalge geçmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Peki, kurnaz avcılara malzeme vermekten yine de korkuyorsak, hangi yönlerimizle dalga geçmeli ve özgüvenimizi sergilemeliyiz. Elbette en güçlü olduğumuz alanlarda... Örneğin İngilizce bilginiz tescillidir. Bilerek yanlış bir zaman kullanırsınız veya bir kelimeyi yanlış telefuz edersiniz... Sonra "Ya ben bu İngilizce'yi öğrenmek için ne yapmalıyım." diyip gülümsersiniz. Bu gülümseme insana güç katacaktır ve çevreye olumlu enerji yollayacaktır. İnsanlarda oluşacak etki şu olacaktır: "Helal olsun. En uzman olduğu alanda bile kendi kendine takılıyor. Bu ne özgüven!".
—————