
idea worker - fikir işçisi
KOBİ'LER İÇİN REKABET ve KAZANMA STRATEJİLERİ
20.07.2016 00:08
“Neden Apple gibi bir şirketimiz yok?” sorusuna farklı yazılarda yanıt arayacağız. Bu yazıda ise KOBİ’lerde rekabet ve ortaklık stratejilerine değinmeye çalışacağım.
Şimdi farazi bir hadiseyi üzerinden analize başlayalım:
“Üç kişinin bir odaya kilitlendiğini düşünelim: A, B ve C
Üç gün boyunca kilitli kalacaklar ve bu üç gün için odaya 1 ekmek ve 2,5 litre su bırakıldı. Başka herhangi bir yiyecek ve içecek verilmeyecek. Odaya kilitlenmeden önce, üç kişiye eşit miktarda yiyecek ve içecek verildi. Yani odaya kilitlenmeden önce aç ve susuz değiller…
Odaya kilitlendikten bir süre sonra acıkmaya ve susamaya başlayacaklar. Üç kişinin önünde şu stratejileri var:
1- Eşit bölüşüm yapacaklar ve paylarına düşenle üç gün boyunca idare edecekler (İnsani rekabet)
2- Birbirleriyle ölümüne kavga edecekler ve diğer ikisine dayak atan kişi ekmeğin ve suyun tamamına sahip olacak. Bu durumda güç dengesi önemli:
• Eğer üç kişinin fiziki güç ve mukavemet dengesi mevcutsa, kazanan kişi ekmeğin ve suyun tamamına sahip olur ve dayak yiyenler de buna razı olmak zorundadır. (Adil rekabet)
• Eğer üç kişinin fiziki güç ve mukavemet dengesi mevcut değilse, kazanan kişi ekmeğin ve suyun tamamına sahip olur ve dayak yiyenler de, razı olmadıkları halde, bu duruma katlanır. (Vahşi rekabet)
3- Üç kişiden ikisi anlaşacak ve tek kalan kişiyi evire çevire dövecekler. Dayak yiyen gariban bir köşede inleyecek ve iki muzaffer kişi ise ekmeği ve suyu paylaşacaklar. (Bozucu rekabet)”.
Bilindiği üzere, ekonomimizin belkemiğini KOBİ’ler oluşturuyor. Gittikçe artan rekabet şartlarında, KOBİ’lerin çok sayıda sorunla mücadele ettiğini biliyoruz. Finansman, sermaye, maliyetler, ürün geliştirme, satış, pazarlama, dağıtım ve nitelikli çalışan bulma gibi... Bütün bu sorunlara ek olaraktan, KOBİ’lerimizin kendi aralarında yaşadığı rekabet ölümcül sonuçlar doğurabilmekte.
Yukarda belirttiğimiz farazi hadisede çeşitli rekabet stratejilerinde değindik. Bu rekabet stratejilerini KOBİ’lere uyarlamaya çalışırsak, sizce hangi strateji KOBİ’ler için en makul olandır. Elbette bu konu hakkında farklı görüşler olabilir, ama ben “win win” yaklaşımını çoğu zaman savunmaktayım. Çeşitli sorunlarla zaten boğuşmakta olan KOBİ’ler için “İnsani Rekabet”in daha uygun olduğunu düşünmekteyim. İnsani rekabet aslında “ortaklık” demek oluyor. Kültürümüzde ortak olmak çok zor kabul edilir ve “Azcık aşım, ağrısız başım” felsefesi benimsenir, ama küreselleşmenin firmaları ezdiği günümüz piyasa şartlarında “ortak hareket edebilme” çözüm-etkin bir yöntem olabilecektir. Bu önerimin temel argümanları şunlardır:
1- KOBİ’lerin yetersiz sermaye sorununa çözüm olabilecektir. Birden fazla ortak daha fazla sermaye demek.
2- KOBİ’lerin finansman kaynaklarına daha kolay ulaşabilmesine yardımcı olabilecektir; çünkü güçlü ortaklık yapısı bankalar tarafından önemsenecek bir husustur.
3- İnovasyon konusunda da faydalı olacağına inanıyorum, zira inovatif fikirler farklı düşünen beyinlerin olduğu ortamlarda daha kolay açığa çıkabilir.
4- Nitelikli çalışanlar bulabilmek için faydalı olabilecektir; zira nitelikli profesyoneller nazlıdır ve daha iyi şartları, haklı olaraktan, talep ederler. Büyük şirket daha iyi imkanlar olarak algılanır ve bu algı satın alınır genel olaraktan.
Dört tane temel argümanı sıraladım. Elbette arttırılabilir. “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” demiş ya atalarımız. Evet, daha güçlü KOBİ’ler için ortaklıklar kurulması gerekmekte. Elbette ortaklık zor bir iştir. Ama şirket anayasası iyi bir şekilde tesis edilirse, stratejik kararlar alınırken profesyonel yöneticilerin de fikirleri alınırsa ve çalışanların şirketlerini sevmeleri için adil performans/terfi/ücret/öneri sistemleri tesis edilirse... Bu şartlarda daha güçlü KOBİ’ler ve sağlam ortaklıklar neden mümkün olmasın?
“Neden Apple gibi bir şirketimiz yok?” sorusuna farklı yazılarda yanıt arayacağız. Bu yazıda ise KOBİ’lerde rekabet ve ortaklık stratejilerine değinmeye çalışacağım.
Şimdi farazi bir hadiseyi üzerinden analize başlayalım:
“Üç kişinin bir odaya kilitlendiğini düşünelim: A, B ve C
Üç gün boyunca kilitli kalacaklar ve bu üç gün için odaya 1 ekmek ve 2,5 litre su bırakıldı. Başka herhangi bir yiyecek ve içecek verilmeyecek. Odaya kilitlenmeden önce, üç kişiye eşit miktarda yiyecek ve içecek verildi. Yani odaya kilitlenmeden önce aç ve susuz değiller…
Odaya kilitlendikten bir süre sonra acıkmaya ve susamaya başlayacaklar. Üç kişinin önünde şu stratejileri var:
1- Eşit bölüşüm yapacaklar ve paylarına düşenle üç gün boyunca idare edecekler (İnsani rekabet)
2- Birbirleriyle ölümüne kavga edecekler ve diğer ikisine dayak atan kişi ekmeğin ve suyun tamamına sahip olacak. Bu durumda güç dengesi önemli:
• Eğer üç kişinin fiziki güç ve mukavemet dengesi mevcutsa, kazanan kişi ekmeğin ve suyun tamamına sahip olur ve dayak yiyenler de buna razı olmak zorundadır. (Adil rekabet)
• Eğer üç kişinin fiziki güç ve mukavemet dengesi mevcut değilse, kazanan kişi ekmeğin ve suyun tamamına sahip olur ve dayak yiyenler de, razı olmadıkları halde, bu duruma katlanır. (Vahşi rekabet)
3- Üç kişiden ikisi anlaşacak ve tek kalan kişiyi evire çevire dövecekler. Dayak yiyen gariban bir köşede inleyecek ve iki muzaffer kişi ise ekmeği ve suyu paylaşacaklar. (Bozucu rekabet)”.
Bilindiği üzere, ekonomimizin belkemiğini KOBİ’ler oluşturuyor. Gittikçe artan rekabet şartlarında, KOBİ’lerin çok sayıda sorunla mücadele ettiğini biliyoruz. Finansman, sermaye, maliyetler, ürün geliştirme, satış, pazarlama, dağıtım ve nitelikli çalışan bulma gibi... Bütün bu sorunlara ek olaraktan, KOBİ’lerimizin kendi aralarında yaşadığı rekabet ölümcül sonuçlar doğurabilmekte.
Yukarda belirttiğimiz farazi hadisede çeşitli rekabet stratejilerinde değindik. Bu rekabet stratejilerini KOBİ’lere uyarlamaya çalışırsak, sizce hangi strateji KOBİ’ler için en makul olandır. Elbette bu konu hakkında farklı görüşler olabilir, ama ben “win win” yaklaşımını çoğu zaman savunmaktayım. Çeşitli sorunlarla zaten boğuşmakta olan KOBİ’ler için “İnsani Rekabet”in daha uygun olduğunu düşünmekteyim. İnsani rekabet aslında “ortaklık” demek oluyor. Kültürümüzde ortak olmak çok zor kabul edilir ve “Azcık aşım, ağrısız başım” felsefesi benimsenir, ama küreselleşmenin firmaları ezdiği günümüz piyasa şartlarında “ortak hareket edebilme” çözüm-etkin bir yöntem olabilecektir. Bu önerimin temel argümanları şunlardır:
1- KOBİ’lerin yetersiz sermaye sorununa çözüm olabilecektir. Birden fazla ortak daha fazla sermaye demek.
2- KOBİ’lerin finansman kaynaklarına daha kolay ulaşabilmesine yardımcı olabilecektir; çünkü güçlü ortaklık yapısı bankalar tarafından önemsenecek bir husustur.
3- İnovasyon konusunda da faydalı olacağına inanıyorum, zira inovatif fikirler farklı düşünen beyinlerin olduğu ortamlarda daha kolay açığa çıkabilir.
4- Nitelikli çalışanlar bulabilmek için faydalı olabilecektir; zira nitelikli profesyoneller nazlıdır ve daha iyi şartları, haklı olaraktan, talep ederler. Büyük şirket daha iyi imkanlar olarak algılanır ve bu algı satın alınır genel olaraktan.
Dört tane temel argümanı sıraladım. Elbette arttırılabilir. “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” demiş ya atalarımız. Evet, daha güçlü KOBİ’ler için ortaklıklar kurulması gerekmekte. Elbette ortaklık zor bir iştir. Ama şirket anayasası iyi bir şekilde tesis edilirse, stratejik kararlar alınırken profesyonel yöneticilerin de fikirleri alınırsa ve çalışanların şirketlerini sevmeleri için adil performans/terfi/ücret/öneri sistemleri tesis edilirse... Bu şartlarda daha güçlü KOBİ’ler ve sağlam ortaklıklar neden mümkün olmasın?
—————